Etiketler

, , , , , , , , ,

MÖ yedinci yüzyılın ortalarında Parian adı verilen Thassos adası yerlileri, anakarada bulunan bir tepenin hakim olduğu Panaghia yarımadası üzerinde ve Nestos ile Strymonas nehirleri arasında kalan bölgede yeni bir koloni oluşturmuşlar. Aslında MÖ 1050 yılı civarında da yaşam olduğuna ilişkin bulgular olan bölgede Neapolis adını verdikleri bu yerleşimin kuruluşundaki asıl amaç, ada ile ana kara arasındaki ticari geçişleri kontrol etmek ve Pangaion dağından çıkarılan altın madeninin güvenliğini sağlamakmış. Aynı dönemde, yakınlarda Kipoupoli denen yerde de Antisara adında bir yerleşim daha kurulmuş. Kısa sürede zenginleşen Neapolis, Atina ile iyi ilişkiler geliştirmiş ve adadan bağımsızlığını kazanmış.

Panaghia tepesinden Kavala

Panaghia tepesinden Kavala

MÖ 4. yüzyılda Makedonya yönetimine giren şehir, yakındaki Philippi kentinin limanı haline gelmiş. Roma döneminde hem bir liman kenti olarak, hem de antik bir ticaret yolu olan ve Durres’ i İstanbul’ a bağlayan Via Egnatia güzergahı üzerinde bir ticaret merkezi olarak önemini korumuş.

MS 45-50 yıllarında İsa’ nın havarilerinden St. Paul Philippi’ ye giderken Kavala’ ya uğramış ve burada Avrupa’daki ilk Hristiyan topluluk oluşumuna öncülük etmiş. Bu olaydan çok sonra, muhtemelen 8. veya 9. yüzyıllarda hakim olan Bizans döneminde, kentin adı yayılmakta olan yeni dini akıma uygun olarak Christoupolis şeklinde değiştirilmiş. Bu dönemden kalan surlar ve daire şeklindeki kale yapısı günümüzde de Panaghia tepesinde görülebilmekte.

Kavala doğu kıyıları

Kavala doğu kıyıları

Tarih boyunca Slavların, Frankların, Venediklilerin ve Osmanlıların saldırılarına uğrayan şehir, 1391 yılında Osmanlıların yönetimine girmiş ve 15. yüzyıldan itibaren de Kavala adıyla anılan ve seyyahlar ile atları için önemli bir dinlenme noktası olarak yaşama devam etmiş. Osmanlılar kaleyi ve surları onarıp 1530 yılında bir de su kemeri (Kamares) inşa etmişler. Muhteşem Süleyman tarafından yaptırılan bu kemer, eski Bizans surlarının izleri üzerine 60 kemerli olarak inşa edilmiş ve en yüksek noktası 25 metre.

Kamares su kemeri

Kamares su kemeri

1769 yılında son Mısır Hanedanlığının kurucusu Mehmet Ali bey Kavala’ da dünyaya gelmiş ve uzun yıllar Panaghia tepesinde bulunan ve şimdi bir müze olan evde yaşamış. Evin hemen karşısında da Panaghia kilisesi var. Mehmet Ali bey, 1817 yılında kaleye çıkan yolda bir imarethane yaptırmış, daha sonra Mısır’ ın sahiplendiği bu islami tarzdaki yapı şimdi lüks bir otele dönüştürülmüş. Yunanlar ancak 1864 yılında Osmanlı yönetiminden aldıkları izinle şehir surları dışında St. John bölgesinde yerleşebilmişler.

1903-1909 yılları arasında Makedonya için büyük bir moral ile savaşan yunanlar sayesinde Kavala önem kazanmış. 1922 yılında önasya’dan ayrılmak zorunda kalan 25,000 kadar yunan mülteci Kavala’ da yerleştirilmiş ve bu sayede şehrin önemi daha da artmış. Önemli bir tütün işleme ve ihraç merkezi haline gelen Kavala’ da Avrupa’ nın önemli yabancı tütün tüccarları yerleşip depolarını açmışlar.

Kavalalı M.Ali paşanın evi

Kavalalı M.Ali paşanın evi

Kavala Türkler tarafından son yıllarda çok ziyaret edilen yakın Yunan şehirlerinden birisi. Özellikle yemek kültürü konusunda ortak özelliklerin var olması, uzun yaz günlerinde günübirlik bile gidilebilmesi, yaşamın bize göre daha ucuz olması, iklimin ülkemizdekinden çok farklı olmaması gibi nedenlerle tercih edilen bir yerleşim. İstanbul’ dan karayoluyla İpsala sınır kapısı üzerinden 444 km uzaklıkta olup beş saatte ulaşılabilen bir nokta. Yunanistan’ ın önemli yerleşimlerinden Selanik’ e 150 km (Otoyol kullanılırsa 1,5 saat) mesafede. Kavala’ ya giderken İpsala’ dan 54 km uzakta bulunan Aleksandropolis (Dedeağaç) ise güzergah üzerindeki bir başka güzel konaklama noktası. Bir diğer seçenek ise, Kavala’ya gelmeden az önce kıyıda bulunan Keramoti limanından Thassos adasına kolayca ve feribotla geçilebiliyor olması. Dolayısıyla üç-beş günlük bir tatil programı yapılarak bu yerlerin hepsi ziyaret edilebilir.

Panaghia kilisesi

Panaghia kilisesi

Görülecek yerler:

-Kamares (su kemeri) Yarımadayı Lekani dağının etekleriyle birleştiren bu yapı, dağdan kaynaklanan ve 400 metre yükseklikteki rezervuarda toplanan suyu kente taşımak için kullanılmış, toplam 180 metre uzunluğunda.

-Kavala kalesi

-İmaret

-Mehmet Ali paşa’ nın evi

-Town Hall

-Nike heykeli

-Tokos Malikanesi

-Tütün deposu

-Philippi Arkeolojik alanı (Kavala’ya 17 km mesafede)

-Arkeoloji müzesi

Ağız tadı:

Kavala’ da daha önceki Yunanistan konulu bloglarımda bahsettiğim yunan mutfağının hemen her örneğini bulmak mümkün. Fakat buraya gelmişken Ege denizinin balıklarını ve deniz ürünlerini tatmadan dönmemekte fayda var. Ege’ nin değişik otları eşliğinde her tür deniz ürünü keyifle ve ucuza yenilebilir. Aeksandropolis, Kavala ve Selanik yerleşimlerinin ortak özelliği, diğer Yunanistan ve Türkiye kıyı şehirleri gibi, sahilde kurulmuş balık lokantalarının çok olması.

Bir de Kavala kurabiyesi var ki sadece tadımlık değil, yurda dönerken de paketler halinde yanınızda getirip sevdiklerinizi sevindirebileceğiniz bir lezzet. Afiyet olsun…

Reklamlar