Etiketler

, , , , , ,

Avrupa’ nın tam ortasında, doğu-batı ve kuzey-güney yollarının kesişme noktasında MÖ 12 yılında Romalılar tarafından kurulmuş bir ticaret, yönetim ve kültür kenti. Yerleşimin çok eski tarihlerden bu yana kullanıldığına dair buluntular var ve bölgeyi sulayan Rhein nehrinin, gerek  Strasbourg’ un gerekse de çevre bölgelerin gelişiminde çok önemli rol oynadığı bilinmekte. Öncelikle nehrin taşıdığı alüvyonlar ve kumlu topraklar tarıma elverişli ortam sağlamakla kalmayıp, nehrin kendisi iyi bir savunma hattı oluşturuyor ve aynı zamanda ulaşım konusunda da  bulunmaz bir kanal yapısı sunuyordu.

Çiçek bahçesi gibi

Petite France

Vosges dağı’ nın eteklerinde bolca bulunan kireçtaşı da, tarıma destek olacak bir altyapı oluşturuyordu.  Gerçekten de  Rhein nehri, kuzey İtalya’dan Hollanda’ya kadar uzanan eşsiz bir kültürel ve ekonomik omurgadır adeta.

Keltler zamanında adı Argentorate olan kent, Roma döneminde Argentoratum olarak kullanılmaya devam etti. Romalı general  Drusus, nehir boyunca elliden fazla kale inşa ettirmiş.  MS 451 yılında Attila komutasındaki Hunlar şehri yakıp yıkmışlar. Sonra kenti ele geçiren Alamanni’ ler buraya pek önem vermemişler. MS 496 yılında Strasbourg Frank Krallığına dahil edilmiş. Bu dönemde şehir yeniden imar edilmiş, adı da önce Strateburgo, sonra Stratisburgo ve nihayet Stradeburg olmuş.

Ponts Couverts

Ponts Couverts (covered bridges)

842 yılında Louis ve Charles, kardeşleri Lothaire’e karşı bu kentte birleşip “Oath of Starsbourg” yani “Strasbourg yemini” olarak bilinen ve Almanca ile Fransızca dillerinde yazılmış en eski yazıt olma niteliğine sahip anıtı oluşturmuşlar. Bu olaydan sonra önemi giderek artan kentin yönetimi Saxon’ ların Ottonian  hanedanlığına geçmiş ve 962 yılında 1. Otton kraliyet tacını giymiş. Bu andan başlayarak Strasbourg hızlı bir gelişme dönemine girmiş.

1444 sayımı, Strasbourg’da 16,000 kişinin yaşadığını göstermiş ve bu, Strasbourg’un  Köln ve Nüremberg’ ten sonra devrin en önemli kentlerinden  birisi olduğunu ispatlamış. 1431 ile 1444 yılları arasında kentte yaşayan ve buraya Mayence’ten gelen Jean Genfleich –ki sonradan Gutenberg olarak anılacaktır- ilk yazılı doküman basımı işini burada gerçekleştirmiş. Bu konuda tarihçiler farklı görüşlere sahip olsa da ilk Latin dilindeki İncil de 1450 yılında burada basılmış. Basım tekniği konusunda adeta merkez haline gelen Strasbourg, bu tekniğin tüm Avrupa’ya yayılmasında da öncülük etmiş, böylece yazılı doküman rönesansı başlamış.

Seyyahlar ve çiçekler

Seyyahlar ve çiçekler

Strasbourg, Avrupa’ da Hümanizmin başlayıp yayılmasında da önemli rol oynamış bir kent. Din bilimi yoluyla tanıtılan hümanizmin öncülüğünü Jean Geiler de Kaysersberg yapmış. Avrupa hümanistlerinin prensi Erasme de Rotterdam 1514 te Strasbourg’ a gelmiş ve hem şehre hem de yapılan işlere hayran kalmış. 16. Yüzyıl, reformist hareketlerin insanları din ekseninden daha çok sosyo-politik eksen etrafında birleşmeye çağırmasıyla çalkantılarla geçmiş. Basım merkezi olması nedeniyle “Yeni Ahitler” in basılmasına da katkısı olan kentte, vaaz verenler halkı daha çok sosyal kardeşlik ve hukuk etrafında birleşmeye çağırmışlar. Böylece Strasbourg, sahip olduğu ılımlı iklimiyle reformlar konusunda da toplumları kucaklamış ve “Atın Çağ” dönemi başlamış.

Güneş batarken Strasbourg

Güneş batarken Strasbourg

Ancak bu uzun sürmemiş. Yüzyılın sonlarında denge bozulmuş ve şehir hızla değer kaybetmiş. 17. Yüzyılda başlayan ve otuz yıl süren savaşlar sonunda Protestan Almanlar ile Katolik Habsburg’lar kentin kaderini değiştirmişler. Alman krallığı iyice zayıflayınca Strasbourg Fransa’ya bağlanmış. Bu andan itibaren şehre özgürlükten çok kraliyet atmosferi hakim olmuş. 1789 ihtilali, özgürlük fikrine zaten aşina olan Strasbourg halkını hiç şaşırtmamış. Ama devrim, kent için kötü günlerin de başlangıcı olmuş.  Neyse ki Napoleon Bonaparte’ nin gelişiyle kentin kaderi bir kere daha değişmiş. 1809 yılından başlayarak ekonomi tekrar düzelme yoluna girmiş. Napoleon’ un getirdiği yeni romantik iklim, yapı tarzına da yansımış. Bu döneme özgü mimari örnekler arasında Josephine  Pavillion’u ve Tiyatro binası sayılabilir.

Strasbourg müzisyenleri

Strasbourg müzisyenleri

1814 yılında ortaya çıkan tifüs salgını ve sonrasında yaşanan rejim çatışmaları bir kere daha vurmuş Strasbourg’u ve sonunda 18. Louis dönemi başlamış. 1848 yılına kadar sakin bir dönem geçiren kentte daha sonra başlayan yeni devrim hareketlenmesi sonunda  852 yılında Paris-Strasbourg demiryolu yapılmış. Fransız diplomasisinin zaaflarını fırsat bilen Almanlar, Strasbourg halkının Almanca konuşmasını bahane ederek onların Alman kökenlerinin olduğunu savunmuşlar. 1870 yılında Prusyalılar şehre saldırmış.  1871 yılında imzalanan Frankfurt antlaşmasıyla şehir Almanya’ya bağlanmış.

1918 yılına gelindiğinde kentin nüfusu 180,000’ e ulaşmış. Alman yatırımları sayesinde şehir ve halkı bir hayli kalkınmış, kentin pek çok yeri yeniden imar edilmiş. Almanlar, kentin prestijini arttırmak için bir üniversite bile kurmuşlar ama halkın Almanlaşmaya karşı gösterdiği tepki galip gelmiş.

Starsbourg Tiyatrosu önünde

Starsbourg Tiyatrosu önünde

Birinci Dünya Savaşından çok yara almadan çıkan kent kendini tekrar Fransa’ da bulmuş. Fakat Fransa’nın ekonomik kriz içinde olması,  Markın yeniden değerlemeye tabi tutulması ve sosyal rejim değişiklikleri gibi nedenlerle bir türlü dengeyi bulamamış.

Nihayet İkinci Dünya Savaşı başlamış ve Eylül 1939 da Strasbourg’lular kenti  terketmek zorunda kalmışlar. Hitler’in bayrağı Haziran 1940 ta Katedralin tepesinde dalgalanmaya başlamış. Savaş sırasında ağır bir şekilde bombalanan şehir, Fransa ile Almanya arasında gidip geldikten sonra tekrar Fransa’da bulmuş kendini. 1949 yılında Londra’da imzalanan bir anlaşmayla da Strasbourg, Avrupa Konseyi’ nin merkezi olmuş.

Göz dinlendiren manzaralar

Göz dinlendiren manzaralar

Görülecek Yerler:

Palace of Rhine

Gutenberg Meydanı

National Theatre

European Parliament

Strasbourg Katedrali

Covered Bridges

Petite France

Rue Merciere

Kleber Meydanı

Quai St. Nicolas

University of Strasbourg

Damak tadı:

Fransa’ nın 27 alt bölgesinden en küçüğü olan Alsace bölgesinde bulunan  Strasbourg’ un mutfağında çok bilinen bir yemek var.  Fransızca’ da “Choucroute”, Almanca’ da “ Sauerkraute” olarak adlandırılan bu yemek mutlaka tadılmalı (ancak dikkat! domuz etinden yapılmaktadır, alerjisi olanlar denemesin…).

Sipariş ederken de faydalı olacak bir ipucu vereyim; tabak oldukça büyük ve dolu gelir, aslında iki kişiyi doyuracak bir miktardır. Bu yemeği tanıtan bir klipi de aşağıda sunuyorum. Afiyet olsun !.

Reklamlar