Etiketler

, , , ,

Çizmenin neredeyse tam ortasında, Tiber vadisine sarp bir tepeden bakan tarih dolu bir İtalyan şehrini anlatıyorum bu yazımda. Tarih öncesi dönemlerde önceleri Umbrian’ ların, sonra Etrüskler’ in hakim olduğu bu tepelik şehir,  Romalıların hakimiyetine geçtikten sonra Ottaviano ile Antonia arasındaki savaşlara sahne olmuş. Ottaviano kontrolü MÖ 40 yılında ele geçirip kente “Augusta Perusia” adını vermiş.

Roma kapılarından birisi

Roma kapılarından birisi

Roma İmparatorluğunun çökmesinden sonra 547 yılında Totila tarafından yıkılan Perugia önce Bizans dominyonlarının eline geçmiş, sonra da Papa’ ya bağlı bağımsız bir yerleşim haline gelmiş. 14. Yy’ da Nobles ile Populars arasındaki çekişmelere ve Umbria kentlerinin tümünü kontrolü altına almak isteyen Papa’ ya karşı yapılan savaşlara sahne olan şehir, 1370 yılında yapılan Bologna barış anlaşmasıyla Papa otoritesini tekrar tanımış.

Perugia hatırası

Perugia hatırası

1540 yılında doğrudan Papalık kontrolüne giren şehirde, Papa 3. Paolo kendisine karşı olanlar ve özellikle 1540 yılında  uygulamaya koyduğu “tuz vergisi” ne karşı çıkanlar nedeniyle hastalanır ve eski şehrin büyük bölümünü, Baglioni ailesine ait ne varsa hepsini yıktırıp kentin tepesine güçlü olduğunu göstermek amacıyla, sonraları adeta bir sembol haline gelen  Rocca Paolina kalesinin yapılmasını emreder. Yıkılan binaların taşları kullanılarak kale inşa edilir. Papa idaresi 1861 yılında İtalya Krallığı kurulana kadar devam eder. Bu olaylar sırasında Perugia halkı, Papa’nın koyduğu tuz vergisine inat ekmeği tuzsuz pişirmeye başlar ve bu bir gelenek haline gelir. Bugün hala ekmek tuzsuz yapılıyor burada. Şayet tuzlu ekmek canınız çekerse fırıncıdan “pane salato” istemeniz gerek…

San Pietro kapısı

San Pietro kapısı

Perugia’ ya giderseniz, bu bölgede sonradan yapılan  eskalatörler ile aşağıya inerek eski  şehrin sokaklarında gezinip yıkılan evleri görebilirsiniz.

Perugia Baglioni ailesinin yönetiminde 15. Yüzyılda fresco ressamlarının yetiştiği bir sanat kenti haline gelmiş. Bernardino Pinturichhio ve onun hocası Pietro Vanucci (Perugino olarak da bilinir) daha sonra ünlü ressam Rafael’ e resim dersi vermişler.

Eski şehirden vadinin görünüşü

Eski şehirden vadinin görünüşü

Perugia’ da iki önemli üniversite var. Birisi, 1308 yılında kurulan Universita degli Studi, diğeri University for Foreigners.  Eski şehri çevreleyen iki sıra surdan dışarıda olanının birkaç kilometresi sağlam kalmış günümüze dek. İçeride olanı ise (Etruscan Perimeter) yedi adet kapıya sahip.

Şehirde görülecek yerler:

–          Piazza Matteotti

–          Palazzo dell’Universita Vecchia

–          Palazzo del Capitano del Popolo

–          Piazza 4 Novembre ve Duomo

–          Maggiore Fountain

–          Arkeoloji müzesi

–          Pozzo Etrusco (su kuyusu)

–          Porta Marzia

–          Porta Sant’Angelo

–          Corso Vannucci (ana cadde)

–          Rocca Paolina

–          Mercato Coperto (Kapalı çarşı)

Dar sokaklar

Dar sokaklar

Perugia’ da her sonbahar (Ekim ayı ortasında) çukulata fuarı düzenleniyor, çünkü bu konuda da Avrupa’ da başı çeken bir kent. Temmuz ortasında da iki hafta süren Umbria Jazz festivali yapılıyor. Şehrin ana caddesi olan Corso Vannucci’ de özellikle Cuma ve Cumartesi  akşamları saat 19.30 da “Passeggiata” adı verilen bir şölen düzenleniyor. Halk kol kola girerek cadde boyunca bir aşağı bir yukarı Duomo ile caddenin sonundaki kapı arasında gidip geliyor.  Bu cadde üzerinde bulunan ve “Sandri” adı verilen kafelerde pasta ve kahve çok lezzetli. Mercato Coperto’ nun ikinci katındaki Porchetta tezgahından 2 Euro’ya çok lezzetli büyük ve doyurucu bir dürüm (porchetta) alıp yiyebilirsiniz (içindeki et domuz etidir, yemek istemeyenlere Via dei Priori caddesinin  üst tarafındaki “Giancarlo” pizzacısı tavsiye olunur… ).

Reklamlar