Etiketler

, , , , , , , , , , , ,

Ponte Vecchio

Ponte Vecchio ve Arno nehri

Tarih öncesi dönemlere ait bulgular var olmakla birlikte, bu harikulade İtalya kentinin bugün bile var olan temellerinin Roma döneminde atıldığını söylemek yanlış olmaz. Floransa, Arno ve Mugnone nehirlerinin birleştiği nokta çevresinde kurulmuş. Dikdörtgen şeklindeki kenti 1,800 metre uzunluğunda bir duvar çevreliyormuş. Diğer Roma kentlerinde olduğu gibi, birbirini dik kesen caddelere sahipmiş. İki ana cadde toplam dört adet kuleli kapıya açılıyor ve kesiştikleri noktada ise, bugünkü Piazza Della Republica, o zamanki adıyla Forum Urbis meydanı bulunuyormuş.
Bu meydanda daha sonra Curia ve Capitoline Triad’ a (Jupiter, Juno ve Minerva) atfedilen heykel yükselmiş.
Şehrin değişik yerlerinde pek çok yapı inşa edilmiş. Bunlar arasında Capitoline banyoları, kanalizasyon sistemi, Capaccio banyoları, Piazza San Firenze meydanındaki İsis heykeli ve yol kaplamaları sayılabilir. MÖ ilk yüzyılda, bugünkü Ponte Vecchio köprüsünden biraz uzakta ilk köprü nehir üzerine inşa edilmiş.
Floransa kısa sürede genişleyip önem kazanmış ve Kuzey Etruria’ nın merkezi olma özelliğini Arezzo’ dan almış. Görece genç nüfusun yetenekleri sayesinde ekonomi gelişmiş. MS 5.yy’da nehir üzerinde önemli bir noktada olması ve Roma ile Padania arasındaki yol üzerinde bulunması nedeniyle Goth’ lar ile Bizanslılar arasındaki savaşlara sahne olmuş Floransa. 542-544 yılları arasında Eski Roma binalarının taşları kulanılarak kent surları, Campidoglio yani banyolar için su rezervuarı ve tiyatro inşa edilmiş.

David 2011

David heykeli önünde, sene 2011

6. yy sonlarında Lombard’ ların kuzey ve orta İtalya’ yı istila etmesiyle gerileyen şehir yaşamı, belki de tarihteki en kötü dönemine girmiş. Bu dönemde bazı dini yapılar inşa edilmiş. Bunlar arasında San Giovanni (St. John) kilisesi de vardır.
8. yy’daki Carolingian döneminde Floransa Kutsal Roma İmparatorluğunun bir kenti haline gelmiş. 9.yy’da bir dini okul ve daha önce yıkıldığı sanılan bir köprü Arno nehri üzerine inşa edilmiş. Macar istilasına karşı yeni surlar yapılmış. 10.yy sonlarına doğru Tuscany markizinin eşi Kontes Willa, eşi anısında “Badia Fiorentina” adında bir manastır yaptırmış. Oğlu Hugo, Lucca’ dan ayrılıp Floransa’ nın gelişimine çok katkı yapan işlere imza atmış.
11. yy ortalarında Lucca Markizliği önemini yitirince ve Floransa kilise reformunun merkezi haline gelmeye başlayınca pek çok dini eser restore edilmiş. Bu yüzyılın ikinci yarısında şehir dört bölgeye ayrılmış ve bir sıra daha sur inşa edilmiş.

Eski sarayın kulesi

Eski sarayın kulesi

12. yüzyılda uzak ülkelerle yapılan ticaretteki artış, Floransa’ nın ekonomik ve demografik gelişimine katkıda bulunmuş. 1173 ile 1175 yılları arasında fiziksel olarak da genişleyen kentin kapladığı alan, orijinalinin neredeyse üç katına çıkmış. Bu dönemde Arno nehrinin önemi artmış. Şehirdeki kulalerin sayısı da artmış. 1180 yılında tam 35 kule varmış ve bu nedenle bir “kule sosyetesi” bile oluşmuş. 13. Yy başlarında kentteki kilise sayısı da 48’ e ulaşmış.
1128 ve 1137 yıllarında birer tane olmak üzere iki köprü daha inşa edilmiş Arno üzerinde. üçüncü köprü olan Ponte Alle Grazie’ nin bir ayağında bir de kilise varmış. 1952 yılında Ponte a Santa Trinita adındaki dördüncü köprü yapılmış.
13. yüzyılda Santa Maria delle Vigne, Santa Croce ve Santa Maria del Fiore gibi pek çok kilise inşa edilmiş şehirde. Bu dönemde kuleler farklı halk grupları (Ghibbelline’ ler ve Guelph’ ler) arasında yine tartışma konusu olmuş ve tüm kuleler yükseklikleri 29 metre olana dek kısaltılmışlar. 1260 yılındaki Montaperti savaşı sonrası yönetimi ele geçiren Ghibellin’ ler, diğer gruba ait tüm yapıları yıkmışlar (103 saray, 580 ev ve 85 kule).

Floransa'ya tepeden bakış

Floransa’ya tepeden bakış, sene 2011

Bu dönemin sonlarına doğru halk arasında “Magnati ve “Popolani” adında iki halk partisi oluşmuş ve genişleyen şehir sınırlarını kontrol altında tutabilmek için altıncı duvar inşa edilmek zorunda kalınmış. 1333 yılında bitirilebilen bu duvarlardan günümüze sadece Oltrarno bölümü ve bazı ana kapılar kalmış. 13. Yy’ da mimarlığını Arnolfo di Cambio’ nun yaptığı yeni bir katedral ile Palazzo della Signoria’ nın inşaatına ve 1296 yılında Santa Reparata katedralinin yenilenmesi işine başlanmış.
1333 yılında meydana gelen sel felaketi ve 1348 yılındaki salgın hastalık nedeniyle ekonomisi ve gelişimi bir asır boyunca sekteye uğrayan Floransa, takip eden yıllarda planlı bir kent olmak için yeniden kolları sıvamış.
14.yy ve sonrasında Oligarşik yönetim altında kendini toparlamaya çalışan kent, Avrupa’ da gelişmekte olan Hümanizm ve Rönesans hareketlerinden nasibini almış ve bu sayede pek çok sanatçı Foransa’ nın gelişimine katkıda bulunmuş. Bunlar arasında Brunelleschi, Donatello, Sandro Botticelli ve Benedetto da Maiano sayılabilir. 16. Yüzyıl, Medici ailesinin yönetimde söz sahibi olduğu dönemdir.

Fontana del Nettuno ve Plaza della Signora

Fontana del Nettuno ve Plaza della Signora, sene 1995

Bu dönemde Leonardo da Vinci ve Michelangelo, şehrin kültürüne katkıda bulunmuşlar. Bu parlak dönemden sonra Medici yönetimi kan kaybetmeye başlamış ve son Medici dükü Gian Gastone’ nin ölümüyle Fransız-Avusturya saltanatının uzantısı olan Lorraine ailesi yönetime gelmiş. Bu dönemde neo-klasik akım hakim olmuş kente ve yeni köprüler, yollar, meydanlar yapılmış. 1859 yılında Lorraine ailesi Floransa’ yı terk ettikten sonra 1865-1870 yılları arasında Floransa İtalya’ ya başkentlik yapmış.
19. yüzyılda ise Guiseppe Poggi’ nin yeni şehir planları doğrultusunda pek çok yıkıma ve yapıma sahne olmuş şehir.
Ancak çok önemli bir detaya dikkatinizi çekmek isterim. Aşağıdaki fotoğraf galerisinde şehrin panoramik görüntüsünün yer aldığı farklı zamanlarda (1995 ve 2011 yılları) hemen hemen aynı yerden çekilmiş fotoğraflar arasında şehir dokusunda neredeyse hiçbir fark olmaması, benim çok canımı acıtıyor, ya sizin?…

Katedral

Katedral

Görülmesi gereken yerler:
– Duomo Katedrali
– İl Campanile de Giotto
– İl Battistero
– Signoria meydanı
– Ponte Vecchio köprüsü
– Uffizi müzesi
– Pitti Sarayı
– Boboli bahçeleri

Floransa mutfağı:
İtalya’ nın hemen her yerinde olduğu gibi, Floransa’ da da en önemli besin kaynağı ekmek. Bu yörenin kendine has ekmeğinin adı ise Filone. Bu ekmek tuzsuz ve İtalyanlar ekmeği hiç ziyan etmiyorlar. Filone bayatlarsa şayet, hemen Panzanella (ekmek salatası), Pappa al pomodore (domates çorbası ve ekmek) ve ribollita (sebzeli ekmek salatası) gibi değişik tadlar üretiyorlar özellikle hafta sonları. Zeytinyağı İtalyan mutfağının ikinci vazgeçilmezi. Floransa yöresinde et (sığır, tavşan, geyik ve koyun) oldukça fazla tüketiliyor. Peynir üçüncü önemli gıda maddesi. Bu yöreye has Pecorino peyniri meşhur. Beyaz fasulye de önemli yer tutuyor mutfakta. İşte bazı Floransa yemekleri:
Fagioli o Ceci all’olio (zeytinyağında güveçte pişmiş fasulye veya bezelye)
Stracotto (Ezilmiş soğan sosu, kimyon ve parçalanmış üzüm ile uzun süreli pişirilen biftek)
Lesso (taze haşlanmış sebzeler eşliğinde haşlanmış dil)
Lampredotto (İşkembe burada çok meşhur. Caddede triportör mobil tezgahlarında işkembe satan ustalara rastlarsanız ve işkembeyi seviyorsanız sakın kaçırmayın)
Makarna elbette Floransa’ da da bolca tüketiliyor. Çok değişik tarzda pişirilip sunulan makarna çeşitleri var. Ben makarnaya çok farklı bir lezzet katan ünlü Bolonez sosunu hatırlatmak istiyorum:
Biraz sızma zeytinyağı ve biraz tereyağında öldürülen soğan ve sarımsak ile ince doğranmış kereviz saplarından oluşan bazın içine önce bir tutam biberiye, sonra da bir büyük fincan beyaz şarap (alkol istemeyenler tatlı sirke de kullanabilirler) ilave edilip kıyma (tercihan dana eti, fakat orijinalinde dana-domuz eti karışımı kullanılıyor) da eklenerek iyice yumuşatılır ve iki büyük domatesin kabukları soyulup içi parçalanarak bu karışıma eklenir. Kısık ateşte pişmeye bırakılan bu lezzete, diğer yanda haşlanan makarna (tercihan Tagliatelli) eklenerek üzerine birkaç yaprak taze fesleğen konulup servis edilir. Afiyet olsun.
Not: Bu yemeği şarap ya da sirke yerine terkos suyu, et olarak yağlı koyun kıyması ve Tagliatelli yerine ülkemizde üretilen spagetti makarna kullanarak yapanlar çok farklı ve muhtemelen yöreye uygun ve adı da bambaşka olması gereken bir menü elde etmiş olurlar ama onlara da afiyet olsun…

Reklamlar