Etiketler

, , , , , , ,


“Quien no ha visto Granada, no ha visto nada”

Yani, “Granada’ yı görmeyen, hiçbir şey görmemiştir” . Bunu söyleyen, Cordoba ve Sevilla’ yı biraz da kıskanan Granada halkı…

Albaicin-eski Granada

İspanya’ nın Endülüs bölgesindeki bir başka tarih kokan şehri.  Bu yerleşime adını veren iki önemli olgudan bahsediliyor: Birisi, bölgede bolca yetişen ve şehrin bayrağında da resmi yer alan “Pomegranate”, yani nar meyvesi,  diğeri ise Arap yönetiminde kaldığı sürede var olan adı “Karnattah” (Ghranatah), yani muhtemelen “Yabancılar tepesi” anlamına gelen isim.

Plaza Nueva

Burası, MÖ 5 inci yy’da İberian’ ların adı Elibyrge olan yerleşim merkezi ve sonrasında Romalıların “İlliberis” adını verdikleri yermiş.  Tarihte en çok Arap etkisiyle Castile krallığıyla çatışan ve gerek liman kenti Malaga,  gerekse de önemli ve stratejik bir geçit olan Gibraltar (Cebelitarık) üzerinde hakimiyet kurmaya çalışmış, bir dönem bunu başarabildiyse de daha sonra izole edilmiş ve nihayet 1492 yılında Roma Katolik Hükümdarlığı’ na yenik düşen en son Arap kenti olma ünvanını almış.

Eski Granada' nın sokakları

Şehir verimli  “La Vega” vadisiyle, üzeri sürekli kar tutan Sierra Nevada dağlarının arasındaki tepelik bölgede kurulmuş. Fakat ziyaretçileri bu nedenden daha çok, sahip olduğu çok değerli bir başka hazineyi görebilmek için geliyorlar Granada’ ya; Alhambra Sarayı.

Ben de buna uygun olarak, Alhambra sarayı için apayrı bir bölüm oluşturmaktayım ve bir sonraki yazımın konusu sadece bu saray olacak.

Katolik Hükümdarlığın sembolü

Granada, İberianlar ve Romalılar döneminden sonra Vizigotlar tarafından “Piskoposluk” düzeyine çıkarılarak ihtişamını arttırmış. 711 yılında Arap’ ların (İspanyol literatüründe Müslümanlara “moor” yani Arap denildiği için bu ifade tarzı kullanılıyor) kontrolüne geçen şehir, 1031 yılına kadar Al-Andalus yani Müslüman İspanya’ nın başkenti Cordoba’ ya bağlı olarak yaşamını sürdürmüş.  Cordoba’ nın 1236 da kuzeyden gelen Hristiyan güçlerinin hakimiyetine girmesine rağmen Granada 1492’ ye kadar Arap yönetiminde kalabilmiş. Bunda dağlık bir yapıya sahip olmasının, Castile krallığı ile iç savaş halinde olmasının ve her zaman Kuzey Afrika’ dan gelebilecek bir Arap desteğinin olmasının rol oynadığı söylenmekte.

Albaicin

Granada’ nın Katolik Krallığın yani Ferdinand ile İsabel’ in yönetimine girmesi  büyük gösterilerle kutlanır ve Arap kıyafetleriyle şehre giren bu iki yönetici, şehrin anahtarını Abu Abdallah’ tan yani “Boabdil” olarak bilinen Arap hükümdarından alırlar. Bu gösteriler Avrupa’ nın pek çok yerinde yankı bulur ve bir süre sonra bundan cesaret alan birisi Kral ve Kraliçe’ ye çılgın bir teklifte bulunur: Atlantik’i aşarak Asya’ ya uzanmak. Bu çılgın, Christopher Columbus’ tan başkası değildir.

Alhambra Sarayı

Boabdil ise Fas’ a dönerek ve eski günlerini yad ederek yaşamını tamamlar. Granada’ dan sahile giderken geçtiği yol üzerindeki bir nokta, “El suspiro del moro”  yani “Arap’ ın iç çekişi” adını almıştır. Denir ki Boabdil şehri terkederken son defa geri dönüp Granada’ ya bakar ve öyle bir iç çeker ki, annesi ona “Krallığını bir erkek gibi savunamadın, şimdi bir kadın gibi ağla bakalım” der…

Turizm ofisi binası

Ferdinand ve İsabel hemen işe koyulurlar ve önce 1492 de Yahudilere, sonra da 1502 de Araplara ültimatom verirler. Ya Hristiyan olacaklar ya da sürgüne gönderileceklerdir. Bu, İspanya’ nın tek bir din ve tek bir yönetim altında toplanmasını sağlamıştır. Sadece  Aragon Müslümanları 1520 tarihine kadar varlıklarını sürdürebilmişlerdir.

Yeni krallık aynı zamanda şehrin görüntüsünü de değiştirmeye başlar. Kiliseler inşa edilir, camiler kiliseye çevrilir. En eski Granada mahallesi Albaicin’ de yarım düzine kilise yapılır bu dönemde.  Şehir bir Rönesans görüntüsüne bürünmeye başlar ve caddeler genişletilir, meydanlar yapılır. Kral 5. Charles Alhambra sarayının içine bir Kraliyet sarayı bile yaptırır.

Puerta Real-Royal Port

19. yy’ a kadar çok fazla gelişim kaydedilmeyen şehirde daha sonraları bir İngiliz-Fransız etkisi başlar. 1810 yılında Napoleon’ un İspanya’ ya girmesinden sonra ise İspanya Krallığına karşı direnişin ilk adresi olur Granada. Bunun sonucu ilk direnişçilerden Mariana Pineda idam edilir. 1884 yılında büyük bir depremle sarsılan şehir, takip eden sene ise kolera salgınına ev sahipliği yapar.

1920’ lerin sonlarına doğru artistik hareketlere sahne olan Granada’ da şair Federico Garca ile besteci Manuel de Falla yaşamıştır. 1930’ larda politik çalkantılar ve iç savaşlar  hüküm sürer, 1975’ e kadar da diktatör General  Franco idareyi ele alır. 1970’ li yıllarda bir üniversite şehri haline gelen kent bunun da etkisiyle modernleşmiş ve günümüzde önemli bir turizm merkezine dönüşmüş.

San Juan de Dios müzesi

Granada mutfağında güveç sıkça kullanılıyor. Mutfakta tarih boyunca Fransızların, Arapların, Batı Hintlilerin ve İngilizlerin etkilerinin olduğu söylenebilir. Güveçte pişirilen yiyecekler genellikle pirinç pilavı ve egzotik ya da tropik meyvelerle servis ediliyor. En bilinen bölgesel yemek “ile Dung” adı verilen ve sıkça kullanılan büyük bir köri tavasında pişirilen bir karışım. Bunun içinde ekmekağacı meyvesi, Hindistan cevizi sütü, turmeric (safran otu), tuzlanmış morina veya ringa balığı ve değişik soslar var.

Domuz ayağı, domuz kuyruğu, tuzlu biftek, balık çeşitleri, keçi eti ve tavuk eti de sık tüketilen besinler arasında. Rom ve kuru üzümlü dondurma çok seviliyor. Hurma da beğenilen tatlılar arasında. Yerel bira “carib” çok meşhur. Her yıl Mart ayında yiyecek-içecek festivali düzenleniyor.

Granada’ yı ziyaret etmek isteyenlere birkaç hatırlatma: Bu şehri görmek fikrini Alhambra Sarayı’ nı ziyaret etmekle birlikte planlamanızda fayda var. Alhambra sarayı ise günde iki dönem olarak ziyaret edilebiliyor. Birisi Sabah 08.30-14.00 saatleri arasında, diğeri öğleden sonra 14.00-18.00/20.00 arasındaki saatlerde. Belirli dönemlerde akşam ziyareti de mümkün (http://www.alhambra-patronato.es). Her  ziyarette (Sadece Alhambra içindeki Nasrid Sarayı ziyareti yaklaşık 2,5 saat sürüyor) dört ayrı bölüm gezmek mümkün, biletinizi buna göre alıyorsunuz: Alcazaba, Nasrid Sarayı, Partal ve Generalife. Dolayısıyla sabah gezmeyi programladıysanız, öğleden sonra Granada şehrini gezebilirsiniz. Aksi halde de sabah şehri gezip öğleden sonra sarayı görebilir ve hatta akşamına da şehirde kendinize güzel bir ziyafet çekebilirsiniz. Bu arada, yaz sezonu Nasrid sarayı ziyareti için çok önceden internet üzerinden bilet almakta fayda var. Başka şehirden gelerek sarayı sabah ziyaret edecekseniz, örneğin Malaga ya da Marbella’ dan karayoluyla 2,5 saat süren bir yolculuk yapmak gerekiyor, dolayısıyla sabah 06.00 gibi yola çıkmanız kaçınılmaz…

Reklamlar