Etiketler

, , , , , , ,

Cordoba, Romalılar döneminde önem kazanmış bir Endülüs şehri.  MÖ27 ile MS14 arasında krallık yapan Augustus zamanında  Baetica vilayetinin başkenti, İberia yarımadasının en büyük şehri ve Romalı filozof Seneca’ nın doğum yeri.

Roma köprüsü (Puente Romano) ve Cordoba

Bununla birlikte, Cordoba’ nın asıl ihtişamlı zamanı, 756 ile 1031 yılları arasında, Al-Andalus (İslam Endülüs)’ un başkenti olduğu dönemdir. Bu dönemde büyük cami inşa (The Mezquita) edilmiş. İlk bölümü 8. Yy’da, dördüncü ve son bölümü ise 10. Yy’da bitirilmiş. Caminin giderek büyümesi, şehrin de ilerlemesinin adeta simgesi olmuş. Gerçekten de Cordoba, 10.yy’da Avrupa’ nın en büyük kentiymiş. Caminin içindeki bine yakın sütunların her biri, farklı Arap ve Roma medeniyetlerindeki kilise ve kalıntılardan buraya getirilmiş ve bu şehirdeki çok kültürlülüğün adeta bir görüntüsünü oluşturuyor. Bu sütunlar farklı boylarda oldukları için, camiyi yapan mimar, bu farkı dengelemek için çift kemer tekniğini geliştirmiş. Sütunlardan ikisi de Bizans İmparatorluğu tarafından hediye edilmiş.

Cordoba Katedrali

Bu dönemde Cordoba aynı zamanda farklı kültürlerin (Müslüman, Yahudi ve Hristiyan) de harmoni içinde yaşayabildiği bir şehirmiş. 10.yy’da şehir, insanları kendine çeken ve hayran bırakan bir mıknatıs gibiymiş. Abd-al Rahman 3’ ün şehrin batısında yaptırdığı Medina al-Zahara, herkesin ilgi odağı olmuş.

Kahvehanenin avlusu

Cordoba, Guadalquivir nehrinin her iki yakasının aydınlatıldığı, yolları düzgün döşenmiş, içlerinde su tesisatı olan lüks villaları, çeşmeleri, yeşillikleri, verandaları ile huzur veren bir görüntüye bürünmüş.  Şehir altın çağını yaşarken Müslüman halk, evlerinin iç avlusunda duvara tırmanan sarmaşıkların ve saksılardaki sardunyaların  gölgesinde ve küçük şadırvanların yarattığı serinlik ile yaz sıcağını çok da hissetmeden, neşe içinde ömür sürermiş. Şimdilerde ise aynı mekanlarda yerel halk, turistlerle birlikte Cordoba mutfağının lezzetlerini tadıp İspanyol gitarıyla şarkı söyleyen sanatçıları dinliyor.

Festival dos Patios

Cordoba’ nın ekonomisi de kendisi gibi hızla gelişmiş. Bir zamanlar deri ve metal sanayiinde oldukça iyi konuma gelen şehirde sırlı seramik ve tekstil ürünleri de meşhurmuş. Arapların bu şehre kazandırdığı tarım ürünleri arasında limon, portakal, karpuz, incir, badem, muz, greyfurt, patlıcan, enginar sayılabilir. Tabii bunlarla birlikte çok çeşitli baharatlar da mutfağa girmiş. Pamuklu ve ipek dokumalar da bu dönemde önemli ürünler arasındaymış.

Şiirsel bir sokak

Cordoba’ nın bilinen bir başka önemli özelliği de bir öğreti merkezi olmasıymış. Müslüman halifeler kendilerinin oluşturdukları kütüphaneler ile bunu sağlamışlar. Örneğin 961-976 yılları arasında halife olan al-Hakam 2’ nin 400,000 kitabı olduğu söyleniyor. Ancak O’ndan sonra gelen ve 976-1002 yılları arasında resmi olmayan halife sayılan al-Mansur, bu kitap koleksiyonunun çoğunu yakmış, kalanlarını da ucuza satmış.

Duvar süsleme sanatı

Tıp, matematik, astronomi ve botanik ilimlerinde Bağdat ve doğu ile kurulan temaslar sayesinde çok ilerleyen şehirde, Hint aritmetiği ile Yunan geometrisinin sentezlenmesiyle oluşan cebir, Roma sisteminin yerine kullanılmaya başlamış.  Arap rakkamlarıyla desimal sistem ve sıfır kavramı yerleşmiş. Bu matematik bilgisi sayesinde orta çağda pek çok gotik katedralin yapımında yeni bir metodun katkısı olduğu söylenmektedir. ünlü ortaçağ tarihi profesörü Richard Flecher şöyle demiş: “ Modern bilim 13.yy’da Arapça ve Yunanca’dan tercümelerin sağlam temeller üzerine oturtulmasıyla başlamıştır”.

Puerta del Almodovar

Cordoba, zaman içinde ve özellikle 11.yy’ ın başlarında bu ihtişamını ne yazık ki iç bölünmeler sonucu kaybetmiş. Bu bölünmeler sonucu ortaya çıkan yeni yönetsel yapılara “Taifa” deniyormuş ve bunların en büyüğü Seville taifasıymış. 1236 yılına kadar bir Arap kenti olarak kalan Cordoba sonunda gelişen ve kuzeyden inen Hristiyan güçlerinin kontrolüne geçmiş. Kuzeyden gelen ve Castille/Leon kralı olan Ferdinand (Fernando) kontrolündeki Hristiyanlar öncelikle şehire yeni kiliseler yapmaya başlamışlar. Büyük cami temizlenmiş ve buraya Hristiyanların hac merkezi sayılan Santiago de Compostela şehrinden 997 yılında getirilerek yerleştirilmiş olan çanlar tekrar sökülerek eski yerine törenle iade edilmiş. Camilerin içine Hristiyan dini adetlerine uygun olarak şapeller inşa edilmiş.

Puerta del Puente

14.yy’da inşa edilen Sinagog’ un duvarlarında çiçek motifleri ve Hebrew (İbranice) yazılar var fakat bu yazılar öyle yazılmış ki, bakıldığında Arapça gibi görünmekte. Bu sinagog, 1494 tarihinde Yahudiler İspanya’ dan gönderildikten sonra, su yutma güçlüğü çeken hastalara hizmet eden bir hastane olarak kullanılmış.

Her sokak fotoğraflık

En önemli yapısal değişiklik ise, Büyük Caminin tam ortasına ve o güzel kolonların arasına 16.yy’da bir Gotik/Rönesans tarzı kilisenin yapılması olmuş. Kral 5.Charles (Carlos) 1526 yılında bu yeni yapıyı gördüğünde şöyle söylemiş: “Siz buraya herhangi birisinin bir başka yerde yapabileceği tarzda bir kilise inşa etmişsiniz, fakat dünya üzerinde tek olan bir yapıyı bozmuşsunuz…”. Fakat ne tesadüftür ki, aynı kral, bir süre sonra Alhambra sarayının içine bir Rönesans Sarayı yapılmasını emretmiştir…

Cordoba Katedralinin içi

Şehir, aynı zamanda ünlü Flamenco dansçılarının da doğduğu yer. Paco Pena ve Joaquin Cordes bunlardan sadece ikisi. Sıcak yaz akşamlarında güneş batımından çok sonra, ısınan duvarlar soğumaya başladığında, İspanyollar ve turistler serinleyen meydanlarda ve caddelerde yürüyüş yapıp (buna ispanyolca’da “el paseo” deniliyor) barlarda tapas yiyerek ve soğuk bira içerek dışarıdan gelen gitar sesleri arasında sohbet ederler.

Müzik her yerde

Pekçok İspanyol şehrinde olduğu gibi, burada da şehir merkezinde sokaklar daralıyor, evlerin çoğu beyaza boyanmış ve çatılarına, evlerin serin olmasını sağlamak için Marsilya tipi kiremitler döşenmiş.

Cordoba 1984 yılında Dünya Mirası listesindeki yerini almış.

Puente Romano, Guadalquivir nehrinin üzerinde Romalılar tarafından inşa edilmiş tarihi bir köprü. Köprü üzerinden ve diğer ucundan şehrin görüntüsü ise muhteşem.

Roma köprüsünden Cordoba

Cordoba mutfağı: Zeytinyağı, badem, kurutulmuş meyveler (incir, kuru üzüm vb),  sebzeler  ve bol sarımsak Cordoba mutfağının olmazsa olmazları. Kuru meyvelerin sebzeler ve etle karıştırılmasıyla yapılan yemek çeşitleri ise Yahudi mutfağından miras kalmış. Cordoba’ lılar yemeklerinde kuşkonmaz ve beyaz şarap kullanmayı da çok seviyorlar. Garbanzo kuru fasulyesi ve taze fasulye de çok kullanılıyor.

Çok sevilerek yenilen yemeklere birkaç örnek: Gazpacho (domates çorbası), Salmonejo Cordobes (kremalı domates çorbası), kuzu güveç, kömür ateşinde ızgara edilmiş İberia domuzu  bifteği, Rabo de Toro (dana kuyruğu).

Avlulu Lokanta

Bu şehri içinize sindirerek gezip görmek için hava yoluyla Malaga’ ya gelip oradan iki saatlik güzel bir yolculukla ulaşabilirsiniz. Granada, Sevilla ve Gibraltar (Cebelitarık)’ a ve daha pek çok şirin yerleşime de yakın olduğu için buraları da ziyaret edecek şekilde program yapmanızı öneririm. Cordoba’ya iki gün ayırmak uygun olacaktır.

Reklamlar