Etiketler

, , , , , , , , , , , , ,

 

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Türkiye – Bulgaristan (1. gün)

Açık ve güneşli bir bahar sabahında, komşu ülke Bulgaristan’ a turistik bir gezi yapmak üzere saat 07.00′ de Kadıköy’ den hareket ediyoruz. FSM köprüsünden geçip TEM’ de Edirne yönünde yol alıyoruz. Babaeski‘ ye geldiğimizde, TEM’ den ayrılıp Kırklareli yönünde gidiyoruz.Bu noktadan hudut kapısı 70 km, Kırklareli yolu gidiş-geliş iki şeritli ve sakin. Saatler 10.45′ i gösterdiğinde Dereköy sınır kapısına geliyoruz.

Diğer sınır kapılarından farklı olarak burada, arabanızı parkedip yayan olarak gümrük ofislerine gidip işlemlerinizi elden takip ediyorsunuz. Bulgar tarafında bilgisayar hafıza kartı uygulaması var. Girişte verdikleri karta pasaport polisi, gümrük polisi ve giriş ofisi ayrı ayrı bilgileri giriyor, ayrılırken teslim ediyorsunuz. Schengen vizemiz ile giriş yaptık ve ülkede kalma hakkımızın beş gün olduğunu, başka bir gümrük kapısından diğer bir ülkeye geçiş yapabileceğimizi hatırlatıyorlar. Yani aynı kapıdan TR’ ye dönüş yapamıyoruz.

Hemen çıkıştaki bir klübeden 6 Euro ödeyerek vignette pulumuzu da alıyor ve yolculuğa başlıyoruz. Her taraf yemyeşil ve yolun asfalt kaplaması fena değil. Hava şimdilik parçalı bulutlu ve Burgaz şehrine 85 km yolumuz var.

Saat 12.30 olduğunda Burgaz‘ a ulaşıyoruz. Şehirde gelir dağılımındaki farklılık hemen göze çarpıyor. Trafikte oyalanmadan şehirden çıkıyoruz ve 15 dakika kadar sonra Pomorie kasabasından geçiyoruz. Bu sahil yerleşiminde pek çok sayfiye tesisi yapılmış, çoğu da satılık. Kuzeye doğru yola devam ederken asfalt kalitesinin arttığını görüyoruz. Çevredeki insanların dış görünüşleri değişti.

Burgaz2

Para birimi Leva ve 1Euro 1,96 Leva’ eşit. Motorin 1,70 ile 2.0 Leva arasında satılıyor, yani TR’ den %30 kadar daha ucuz.

Biala Beach’ ten sonra Varna yolunda dağa çıkarken pekçok dağ lokantası olduğunu görüyor ve Goritsa ismindeki birisinde mola vererek karnımızı doyuruyoruz. Saat 17.00 gibi Varna kentine ulaşıyor ve 200,000 nüfuslu, bol trafikli şehirden kuzeye doğru devam edip otel aramaya başlıyoruz. Balçık yerleşimi civarında Köpeğimizi de kabul eden Detelina otel’ de 52 Leva ödeyerek geceliyoruz.

28 Mayıs 2009 Perşembe

Bulgaristan (2. gün)

Sabah güzel bir kahvaltı sonrası 10.00 da otelden ayrılıp daha kuzeyde bulunan “Kavarna” bölgesini de görmek üzere yola çıkıyoruz. Yolda mazot takviyesi yaptıktan sonra en kuzeydeki Romanya sınırına yakın Kaliakra burnuna geldik. Adam başı 3 Leva ödeyerek antik yerleşime girdik. Bir kale, yıkıntılar ve cafeleri olan bu tarihi yeri gezip bilgi alıyoruz.

Kaliakra’ ya, eski çağlarda,  kayalık yapısı nedeniyle ulaşılması zor bir yer olduğu için kale  inşa edilmiş. Trakyalılar “Trizis”, Romalılar “Akra”, Bizanslılar ise “Acres Castelum” adını vermişler buraya. Bir rivayete göre İran’ dan gelen hazineler buradaki kayalıklara gömülmüş. Bu nedenle hazine avcılarının ve dalgıçların hedefinde olmuş burası.

Kaliakra, tarihte pekçok deniz savaşına da sahne olmuş. En son savaş sırasında Rus birlikleri, Amiral F.F. Ushakov komutasında,  Osmanlı gemilerini bozguna uğratmış ve böylece 1787-1791 Rus-Osmanlı savaşı Rusların zaferiyle sona ermiş.

Kaliakra3

Geri dönüp 12.30′ da Varna’ ya geliyoruz. Şehirde bir tur atıp iskeleye gidiyor ve sonrasında Burgaz’ a yakın “Suncity” adı verilen sayfiye yerine ulaşıyoruz.  Çok canlı bir yerleşim olan Suncity’ de kalmaya karar verip bir otel buluyoruz. Bu defa 58 Leva ödüyoruz. Akşam sahile paralel yolunda piyasa yapan yerli halk ve turistler gönüllerince eğleniyorlar.

29 Mayıs 2009 Cuma

Bulgaristan (3. gün)

Otelde sıkı bir kahvaltı yaptıktan sonra ayrıldık ve Burgaz yönünde ilerlerken karşımıza çıkan “Sofia” levhasını takip ediyoruz. 380 km gösteren yol çift yönlü, trafik orta yoğunlukta ve yağmur çiseliyor.Yol boyunca ekili tarlalar ve üzüm bağları var.

Saat 16.15′ te Sofya’ ya ulaşıyoruz. Yol boyunca pekçok kere yol tamiratına denk geldik, dolayısıyla keyifli bir yolculuk olmadı. Güneyden giden ve Plovdiv üzerinden Sofya’ ya bağlanan ve muhtemelen daha iyi olan yol ise 50 km kadar daha uzun olduğu için tercih etmemiştik. Şehir kalabalık ve hem otopark yeri, hem de otel bulmakta zorlanıyoruz. Akşamüzeri yağmurun durmasını fırsat bilerek şehri geziyoruz. Tarih kokan güzel bir şehir. Gecemizi bu güzel şehirde geçiriyoruz.

St.George Rotunda

Sofya’ nın tarihi MÖ 7.yy’ a kadar iniyor. Eski adı, Celt kabilesi olan Serdi’ lerden dolayı Serdika olan şehir, halen var olan bir tabii kaynak suyu etrafında kurulmuş. Sofya ismi ise, 14.yy’ dan sonra kullanılmaya başlamış. MÖ 4.yy’ da Makedon kralı Philip ve onun oğlu Büyük İskender tarafından yönetilen şehir, MÖ 29 yılında Romalılar tarafından alınmış.

MS 447 yılında Hunların istilası sırasında yıkılan şehir, daha sonra Bizans kralı Jüstinyen tarafından yeniden inşa ettirilmiş.Yerel halk 1376 yılında Saint Sofia kilisesinin kurulmasından sonra şehri “bilgelik” anlamına gelen Sofia diye adlandırmış. 1382 yılında Osmanlılara geçen şehir, “Sofia Sancağı” adıyla yönetilmiş. 1878 yılı başında Rusların yönetimine geçen Sofia 1908′ de Bulgaristan Cumhuriyetinin başkenti olmuş.

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Bulgaristan – Yunanistan – Türkiye (4. gün)

Dün Bulgaristan’ da orta dereceli okulların son günüymüş, pek çok okulda törenlere tanık olduk. Bu sabah da kahvaltı sonrası 09.30′ da yola koyulup şehirden çıkmadan önce bir büyük markette alışveriş yaptık. Yunanistan ile sınır kapısı olan Kulata‘ ya doğru sürdük arabamızı. Dağlarda yağmur vardı, ovaya inerken durdu, Bu yol bölünmüş otoyol ve oldukça kaliteli.Sofya-Kulata arası 133 km ve iki saatte gidilebiliyor, trafik yoğun. Kulata’ ya 21 km kala bir dinlenme tesisinde mola veriyor ve karnımızı doyuruyoruz.

AlexanderNevskyCathedral

Yunan polisinin araç sigorta kontrolü yapmasından başka bir mevzuata takılmadan 14.30′ da Yunanistan’ a girdik. Önce Serez kentine girip içinde bir tur attık, sonra Kavala‘ ya uğradık, hava iyice ısındı, yola devam edip gece 22.52’ de evimize ulaştık.

Genel Notlar:

– Katedilen yol:    2,000 km

– Toplam yakıt: 160 lt

– Yakıt tutarı:  150 Euro

Related articles

Reklamlar